CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Tamaylıgil, toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.
Tamaylıgil, konuşmasına Hitler döneminde yaşayan bir rahibin sözleriyle başladı. Rahibin, ’’Önce komünistler’i götürdüler sesimi çıkarmadım, çünkü komünist değildim. Sonra sosyalistleri götürdüler sesimi çıkarmadım, çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacıları götürdüler yine ben sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri götürdüler yine sesimi çıkarmadım. Sonra beni götürmeye geldiler, ben benim için sesini çıkaracak hiç kimsenin kalmamış olduğunu gördüm’’ dediğini anımsatan Tamaylıgil, şöyle konuştu:
’’Bugün İstanbul ve Ankara sokakları, (baskılara son, yaşasın özgürlük) diye çınladı. Tutuklananlar da gözaltına alınanlar da yalnız değil. Onlar için arkadaşları seslerini çıkarıyor ve böylece gazeteciler hem mesleklerine hem meslektaşlarına sahip çıkıyorlar. Bu dayanışmayı çok önemsiyoruz. Bugün gerçekten meslektaşlarının tutuklanmasını, gözaltına alınmasını protesto eden tüm özgürlük savunucusu kalemleri gönülden destekliyoruz, bu kalemleri kırmaya çalışanları ise kınıyoruz.’’
AB uyum sürecinde yayımlanmamış taslak kitapların suç unsuru oluşturduğunu, bunu yazanların tutuklandığını belirten Tamaylıgil, Türkiye’de 60 gazetecinin tutuklu olduğunu, 2 bine yakın gazetecinin yargılandığını, 4 bin gazeteci hakkında soruşturmanın devam ettiğini savundu.
Tamaylıgil, şöyle devam etti:
’’Bizim İçişleri Bakanımız ’basın özgürlüğünde ABD’nin de ilerisindeyiz’ diye bir iddiada bulundu. Peki Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ne diyor? AKP iktidarı döneminin başında basın özgürlüğü 99’ncu sıradayken, bugün 138’nci sıraya gerilemiş. Açıklama mı garip, açıklayan mı bilgisiz ya da birileri duymuyor, görmüyor, takip etmiyor mu? Yaşanan olaylara baktığınızda bu nasıl bir basın özgürlüğü, nasıl bir iletişim özgürlüğü, nasıl bir haber alma özgürlüğü? Bu nasıl bir zihniyet ki ağzını açanın ağzı kapatılıyor, yazı yazanın kalemi elinden alınmaya çalışılıyor, ya köşesi ya ekranı kapattırılıyor. Bu nasıl ileri bir demokrasidir ki bu ülkenin Başbakanı medya patronlarına seslenerek, (Parasını siz veriyorsunuz. Ya bunları işten atın ya da yazı yazdırmayın) diyor.’’
Türkiye’nin basın özgürlüğü ve demokratik hakların kullanımı açısından kara bir dönem yaşadığını ileri süren Tamaylıgil, seçim tarihinin yaklaştığını, halkın sandıkta vicdani sorgulamayla oyunu kullanacağına inandıklarını kaydetti.